aylardan sonra ilk defa ertesi sabah erken kalkmana degecek bir sey olur ve sen o gece saatlerce yatakta tepinirsin.
tepindikce de sabah kalktiginda yuzunun halini, mide bulantini, uykusuzlugun getirdigi salaklasma halini dusunup kendine sinirlenirsin.
sinirlendikce nabzin yukselir, metabolizman hizlanir, sicak basar soyunursun. yatagin soguk kismina kayar, yastigin soguk yuzunu cevirirsin.
sonra hucrelerin sana dusman olur kasinmaya baslarlar, ama teker teker. ayak bileginden birkac hucre, sonra kolundan, sag kulaginin arkasi, gozunun kenari…
offlersin, yeniden baslayabilirmis gibi arkani donersin. her seye. ama bu sefer de gozlerin kapanmak istemez.
sen zorladikca, agzina tikmaya calistigin kasigi dudaklarini buzerek iten bebek gibi inat yapar, acilirlar.
sonunda pes edip kitap okursun ama o satirlar beyninin hava olan kisminda duman gibi yok olurken, sen sabahi ve yapacaklarini dusunuyor bulursun kendini.
sayfalari ziyan ettigine kizarsin bu sefer de.
son care bilgisayari acip ekrana bakarsin.
belki gulumsersin… ya da vucudun daha fazla enerji harcamamak icin hic bir his birakmaz icinde.
beyaz bi ekran acip bunlari yazarken, ayni seyi tekrar tekrar ne kadar cok yasamis oldugunu fark edersin ve hala cozum bulamamis olman seni tek bir dusunceye ulastirir.
insanlar degismesi zor organizmalar. zor diyorum cunku asla degismez dersem hayat cekilmez olur. en basta ben reddederim bunu.
insanlarin degismesi zor. yarin da belki yapacaklarin ne sende ne de etrafinda degistirmeyecek hicbir seyi.
belki bosuna kendini yordun simdi.
alarmi heyecanla kuran o enerji patlamasi birden yataga mi gomuldu? noldu?
aman ya. bosver. ben uyuyorum. belki bir sure uyanmam.